MEME HASTALIKLARI

showcase image

MEME SAĞLIĞI

Meme hastalıkları ile ilgili şikayetleri olan hastaların doğru tanı ve ideal tedavi yöntemlerine ulaşabilmesi için meme sağlığının önemsenmesi ve doğru yöntemleri bilmek gerekir. Hastaların bilinç düzeylerini arttırmak için, toplumda meme sağlığı hakkında çalışmalara yapılmalı, meme tarama proğramları her platformda geniş bir şekilde anlatılmalıdır. Meme hastalıklarında tanı aşamasında meme cerrahı ile görüntülemeyi yapan radyoloji uzmanının tam bir uyum içinde çalışması gerekir. Meme üzerinde yapılacak her türlü görüntüleme yöntemlerinin yararı ve zararı konusunda hasta net bir şekilde bilgilendirilmeli, tedavi aşamasında hastayı ne gibi zorluklar bekliyor en ince ayrıntısına kadar hasta ile paylaşılmalıdır.

MEME ŞİKAYETLERİ

MEMEDE KİTLE

Memede kitle tespit edilmesi yaygın görülen bir şikayettir. Meme kanserinin en sık görülen bulgusu memede ele kitle gelmesidir. Dolayısıyla her kadın için endişe veren bir durumdur. Her iki kadından biri yaşamı boyunca bu korkuyu en az 1 kez yaşar. Elinize bir kitle geldiğinde bunun kanser olma ihtimali kadının yaşına göre değişmekle beraber yaklaşık % 10 civarındadır. Yani ele gelen kitlelerin çok büyük çoğunluğu iyi huyludur.Memede ele gelen kitle düzgün sınırlı ve hareketli ise genellikle iyi huyludur. Tersine düzensiz sınırlı, sert, etrafa yapışık ve ağrısız kitlelerin kötü huylu olma ihtimali daha yüksektir.

Memede Kitle Fark Ettiğinizde Ne Yapılmalıdır?

(Takip ve taramanın nasıl yapılacağı “Meme Kanseri Taraması” bölümünde detaylı bir şekilde anlatılmıştır)

MEME BAŞI AKINTISI

Meme başı akıntısı hastaların neredeyse %50-80 kısmında görülen yaygın bir şikayettir. Büyük kısmı iyi huylu nedenlere bağlıdır. Meme başı akıntısı emzirme dönemi, kullanılan ilaçlar ve fiziksel uyarılara bağlı fizyolojik olabileceği gibi, memedeki kitle ve meme kanserine bağlı patolojik olabilir. Fizyolojik akıntılar her iki memede görülür ve genellikle sıkma ve masaj gibi bir provakasyon sonucunda ortaya çıkarlar. Patolojik akıntılar ise genellikle tek memede ve kendiliğinde oluşurlar. Hastalar için önem taşıyan akıntı patolojik akıntılardır.

Meme Başı Akıntısı Fark Ettiğinizde Ne Yapılmalıdır?

Fizyolojik akıntılar için altta yatan neden göre endokrinoloji uzmanı ile birlikte tedavi planlanır. Patolojik akıntı tarif eden hastalar için fizik muayenenin ardından hastanın yaşına göre dönüşümlü olarak meme ultrasonu ve mamografi planlanır. Tetkiklerde kitle tespit edilirse kitleye yönelik biyopsi ve cerrahi planlanır. Kitle görülemezse meme MR ve meme duktus filmi (duktografi) yapılabilir. Bazen akıntıdan yayma yapılıp patolojik olarak çalışmak gerekebilir. Hiçbir şekilde sonuç alınamazsa cerrahi olarak akıntının olduğu meme kanalı çıkartılıp incelenebilir.

MEME İLTİHABI (MASTİT)

Memede kızarıklık, şişlik ve ısı artışı sıcaklık ile karakterize bir durumdur. Emziren kadınlarda süt birikimine bağlı gelişir. Çoğu zaman memenin pompa ve emzirme ile boşaltılmasını takiben tedaviye gerek kalmadan geriler. Meme iltihabı aşamasında antibiyotik tedavisi gerekebilir. Tedaviye rağmen gerilemeyen hastalarda meem apsesi oluşabilir ve cerrahi drenaj gerektirebilir. Emzirme ya da gebelik dönemi dışında gelişen mastitler mutlaka cerrah tarafından değerlendirilmeli ve radyolojik tetkiklerle nedeni ortaya konmalıdır. Çoğu zaman iltihabi hastalıklara bağlıdır ancak nadiren meme kanserinin bir bulgusu olarak karşımıza çıkabilir.

MEME AĞRISI (MASTALJİ/MASTODİNİ)

Memede ağrı en sık meme şikayetlerinden birisidir.Memede oluşan ağrıdan daha çok kadınlar ağrı niye oluyor?, acaba önemli bir hastalığın belirtisi mi?gibi endişeli düşüncelerden rahatsız olurlar.Bu nedenle çok sık olarak hekime başvururlar. Memede oluşan ağrılar 3 kısma ayrılır:

1.Döngüsel Ağrılar: Memede oluşan ağrıların büyük bir bölümü adet döngüsü ile ilişkili olarak ortaya çıkan fizyolojik olan olağan ağrılardır. Genellikle mensin hemen öncesinde başlayıp yaklaşık 1 hafta devam ederler ve her iki memede hissedilirler.

2. Döngüsel Olmayan Ağrılar: Mens ile ilişkisiz olup genellikle tek memede ve tek bölgede oluşurlar. Çoğu zaman uzun sürelidirler. Sık görülen risk faktörleri, büyük hacimli meme, fazla kafein ve sigara tüketimi, mastit ve memedeki fibrokistik değişikliklerdir.

3. Meme Dışından Kaynaklanan Ağrılar: Bunlar genellikle sindiri sistemi, eklemler, kalp ve göğüs duvarından kaynaklanıp memede hissedilen ağrılardır.

Meme Ağrılarında Yaklaşım Nasıldır?

Meme ağrılarının değerlendirilmesine hasta hikayesi ve fizik muayene ile başlanır. Öncelikle ağrı döngüsel mi- değil mi onun ayrımı yapılır. Döngüsel ağrılar için ek görüntüleme yöntemine gerek duyulmaz. Döngüsel olamayan ağrılar için olası bir meme patolojisini gözden kaçırmamak için hastanın yaşına göre meme ultrasonu ya da mamografi çekilir. Görüntülemede bir patoloji tespit edilirse ona göre tedavi planlanır. Meme patolojisinin eşlik etmediği hastalarda ağrıya yönelik tedavi önerileri şu şekildedir;

1. Diyet: Kahve, sigara ve çikolata tüketimi azaltılmalıdır. Vit E desteği sağlanmalıdır

2. Egzersiz: Aşırı egzersizden kaçınılmalı, hiç yapılmıyorsa günlük yürüyüş tarzında egzersiz yapılmalıdır.

3. Destek Sütyeni: Büyük sarkık memelerde oldukça faydalıdır. Özellikle spor yapanlarda meme hareketlerini kısıtlaması bakımından tavsiye edilir.

4. Kompres: Sıcak ve soğuk kompres şeklinde yapılabilir.

5. İlaç Tedavisi: Yukarıdaki önerilere rağmen şikayetlerinde hiç azalma olmayan hastalar için önerilir. Önce asetominofeniçieren basit ağrı kesiciler verilir. Şikayetler kontrol altına alınamazsa danazol veya tamoksifen içerikli hormonal tedavi başlanabilir.

BENİGN (İYİ HUYLU) MEME LEZYONLARI

MEME KİSTLERİ

Memedeki süt kanallarından kaynaklanan içi sıvı dolu olan küreciklerdir. Büyük bir ksımı basit kistlerdir. Fibrokistik meme dokusu ve fibrokistler kadınların % 60 ında görülür. Değişik boyutlarda olabilirler (milimetrik ve bazen birkaç santim). Nadir olarak makrokist dediğimiz büyük boyutlarada ulaşabilmektedir.Basit kistlerin kanserleşme riski yoktur.Tanı meme ultrasonografisi ile konur.Cerrahi tedavi gerektirmezler.Makrokistlerde kist içeriği tanı amaçlı veya kiste bağlı ağrı çeken ve ilaç tedavisine yanıt vermeuenlerde tedavi amaçlı iğne ile boşaltılabilir. Üçten fazla boşaltım gerektiren ve kaybolmayan kisltlere cerrahi gerekebilir. Komplike veya kompleks kist olarak adlandırılan şüpheli kistlerde kalın kesici iğne biyopsisi veya cerrahi biyopsi gerekebilir.

FİBROADENOM

Memede en sık görülen iyi huylu kitlelerdir. Memedeki kitlelerin %80 i fibroadenomdur. Kansere dönüşme ihtimali yok denecek kadar azdır. Genç kadınlarda daha sık görülür.Lastik kıvamında,düzgün sınırlı, çoğu kez hareketli kitlelerdir. Çoğu zaman radyolojik görüntüsü tanı koymak için yeterlidir. Radyolojik ya da klinik şüphe halinde (hastanın yakın akrabalarında kanser varsa, fibroadenom boyutları büyükse, takipte büyüme ya da şekil değişikliği saptanmışsa, memede estetik kusur oluşturan deformiteye neden oluyorsa, ve hasta takip etmek istemiyorsa) iğne biyopsisi ya da cerrahi biyopsi ile kesin tanı konulur.Bunun dışında, biyopsiye gerek görülmeyen vakalarda 6 ay ara ile en az 2 yıl ultrasonografi ile kitlenin takip edilmesi, takipte büyüme ya da şekil değişikliği saptanması halinde cerrahi olarak çıkartılması önerilir. Bu özellikler yoksa hasta rutin tarama proğramlarına göre takip edilir.

FİLLOİDES TÜMÖR

Meme tümörlerinin yüzde 1’inden azını oluşturur. Büyük bölümü (fibroadenomlar gibi) iyi huylu tümörlerdir. Çok hızlı büyüyebilir ender olarak kötü huylu formlarına da rastlanabilir. Muayenede sertçe ve hareketli bir kitle olarak ele gelir.Klinik olarak dev fibroadenomlarla karıştırabilmektedir.Görüntüleme yöntemleri ile fibroadenomlarlafilloid tümörleri ayırt etmek son derece zordur. Kesin tanı cerrahi olarak tüm kitlenin çıkarılması sonucu patolojik incelemeyle ortaya konur.Filloid tümörlerde kitlenin çevresinden az bir miktar normal meme dokusu ile birlikte çıkartılması tedavisi için yeterli olur. Aksi takdirde yeniden cerrahi gerekir.

İNTRADUKTAL PAPİLLOM

Memedeki süt kanalları içinde oluşan ve çoğu zaman meme başından kanlı akıntı ile karakterize lezyonlardır. Sıklıkla menopoz öncesi dönemde görülürler. Genellikle iyi huyludur, ancak memede özellikle çevresel yerleşimli ve çok sayıda olanlarda eşlik eden kötü huylu lezyonlar olabilir. Klinik/radyolojik şüphe halinde ve meme başı kanamaları can sıkıcı bir hal aldığında biyopsi ile doğrulandıktan sonra cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

LİPOM

Lipomlar (yağ bezesi) iyi huyludurlar. Düzgün sınırlı ve yumuşak kıvamdadırlar. Genellikle meme ultrasonu ile kolayca tanınırlar.Şüphe uyandırmıyorsa biyopsi yapılması ya da çıkartılması gerekmez.

RADYAL SKAR/SKLEROZAN ADENOZİS

Memenin klinik ve radyolojik olarak meme kanseri ile karışabilen lezyonlarıdır. Genellikle mamografide şüpheli görüntü olarak tanınırlar. Meme kanseri ile birlikte görülebilirler (%8-17). Net bir kitlesel görünüm vermediklerinden mamografi eşliğinde telle işaretleme yapılarak cerrahi çıkartılması önerilir.

MALİGN (KÖTÜ HUYLU) MEME LEZYONLARI

PROLİFERATİF MEME LEZYONLARI

Proliferatif lezyon tanımı patolojik bir tanı olup meme biyopsilerinde tesadüfen bulunurlar. Patolojik incelemede özellikle “atipi” saptanması halinde kanserleşme potansiyeli artar. Eşlik eden kötü huylu lezyonlar olabilir. Atipili lezyonlarda biyopsi veya cerrahi olarak eksizyon gerekebilir.

LCIS (LobülerKarsinomaİnsitu)

LCIS patolojik bir tanı olup kanserin en erken halidir. Genellikle görüntülemedeki şüpheli lezyonlar için yapılan kalın iğne biyopsileri sonucunda tanı konulur. Varlığında her iki memede ve herhangi bir odakta meme kanseri gelişme riski vardır. Her iki memede kanser riski arttığından ilgili alanın eksizyonu gerekmez. Herhangi memede kanser gelişmesini önlemek için hormon tedavisi veya risk azaltıcı işlem (bilateral önleyici mastektomive/veya yumurtalıkların alınması) önerilir. Bunları kabul etmeyen hastalar için dikkatli meme taraması ve takibi önerilir ( yıllık mamografi ve 6 ayda bir fizik muayene).

DCIS (DuktalKarsinomaİnsitu)

Bu da LCIS gibi patolojik bir tanı olup, genellikle görüntülemedeki şüpheli lezyonlar için yapılan kalın iğne biyopsileri sonucunda tanı konulur. Genellikle mamografilerde küme yapmış noktasal kireçlenmeler (kalsifikasyon) şüphe uyandırır. LCIS’tan en önemli farkı; bu alanın çıkartılmazsa kansere dönüşeceğidir. O nedenle biyopsi sonucu DCIS gelirse mutlaka cerrahi tedavi gerekir. Cerrahi tedavi, DCIS’nun tipine ve boyutuna göre meme koruyucu şeklinde ya da tüm memenin alınması şeklinde yapılabilir.

MEMENİN PAGET HASTALIĞI

Genellikle meme başı çevresinde ağrı, yanma, kaşıntı ve kızarıklık şeklinde bulgu verirler. Bu bulguları takiben ortalama 6 ay içerisinde döküntü ve yarada sulanma ortaya çıkar. Bu alandan alınan biyopsi sonucuna göre tanı konulur. Bu hastalara yapılan görüntüleme tekniklerine göre; hastaların %50’sinde memede kitle, %20’sinde patolojik görüntü saptanırken, %25’inde herhangi bir şey saptanmaz. Görüntülemede herhangi bir şey bulunamayan hastaların cerrahi sonuçlarında neredeyse %90 DCIS ya da kanser görülür. Bu nedenle bu tarz bulguları olan hastaların mutlaka iyi bir şekilde değerlendirilmesi ve biyopsi sonrası cerrahi olarak tedavi edilmeleri gerekir.

MEME KANSERİ

Meme kanseri kadınlarda en fazla görülen kanserdir. Meme kanseri, hücrelerin kanser niteliği kazanması (sınırsız ve kontrolsüz çoğalma, büyümeye başlaması) sonucu oluşur.

Dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser olan meme kanseri her 8-10 kadından birinde yaşam boyunca oluşmaktadır. Fakat, çok az kişi bunun önemini anlamakta veya risk altında olduğunun farkına varmaktadır. Meme kanseri olduğunu öğrenen bir kadın kafa karışıklığı,spekülatif söylemler,yanlış bilgi ve yönlendirmelerle başbaşa kalmaktadır.

Yeni tedavi seçenekleri giderek artmakla birlikte, meme kanserinde başarı erken tanıdan geçmektedir. Meme kanserine erken tanı konulursa hastalıktan kurtulma şansı oldukça yüksektir. Bu sebeple erken tarama tetkiklerini yaptırmak ve sizi erkenden uyaracak ve doktora başvurmanızı sağlayacak belirtileri iyi bilmek gerekmektedir.

Yüksek Risk Faktörleri                   Orta Risk Faktörleri                        Düşük Risk Faktörleri

-Genetik mutasyon                            -İleri yaş                                 -Genç yaşta ilk doğum

-LCIS                                                 -DCIS                                     -Hiç doğum yapmama

-Çok odaklı atipiler                            -Aile öyküsü                           -Erken mens/geç menopoz

-İyonize radyasyon                            -Meme kanseri öyküsü           -Alkol, sigara, obezite

 

Risk Yok                                           Risk Belirsiz

-Kürtaj/düşük yapma                         -Doğum kontrol hapı kullanma

-Tuba ligasyon                                   -Diyet

MEME KANSERİ TARAMASI

Meme kanseri taraması mamografi ile yapılır. Bazı şüpheli görüntülerde doğrulama amaçlı ultrason yapılır. Genç ve yoğun meme yapısı olan kişilerde tarama yöntemi olarak manyetik rezonans görüntüleme (MRI) kullanılabilir. Meme taraması sıklığı kişinin meme kanseri riskine göre değişiklik gösterir. İnternet üzerinden online yapılabilen proğramlarla meme kanseri riski hesaplanabilir (https://www.mdcalc.com/gail-model-breast-cancer-risk). Buna göre kişisel risk belirlenip ona göre tarama proğramları oluşturulabilir. Elde edilen risk düzeylerine göre özet tarama şemaları şu şekildedir:

Ortalama Riske Sahip Kadınlar (Yaşam boyu meme kanser riski < %15)

25-39 yaş : 1-3 yılda bir doktor muayenesi + aylık kendi kendine muayene

≥40 yaş : Yıllık doktor muayenesi + yıllık mamografi + aylık kendi kendine muayene

Artmış Riske Sahip Kadınlar (Yaşam boyu meme kanser riski > %20)

6-12 ayda bir doktor muayenesi + yıllık mamografi + aylık kendi kendine muayene+yıllık MR

****Unutmayın; erken tanı için tarama proğramlarını aksatmayın.

showcase image

Kendi Kendine Meme Muayenesi

showcase image

Mamografi

MEME KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Meme kanserinin en sık belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların yüzde 10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri memede oluşan geçici olmayan meme cildinde kalınlaşma, cilt tahrişi, memede ve meme başında çökme, memede portakal kabuğu görünümü, kol ödemi gibi belirtilerdir. Tedavisi en kolay olan erken evredeki meme kanserleri tipik olarak hiçbir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir.

MEME KANSERİ TANISI NASIL KONULUR?

Görüntüleme ve klinik muayene sonucunda memenizde kötü huylu olabilecek bir kitle tespit edildiğinde bu kitlenin gerçekten bir kanser dokusu olup olmadığının anlaşılması oradan alınan bir doku parçasının mikroskop altında incelenmesiyle mümkündür.

Meme Biyopsisi Nasıl Yapılır?

Günümüzde artan görüntüleme olanakları sayesinde çok küçük boyuttaki kitlelerden bile kolaylıkla biyopsi yapılabilmektedir. Meme biyopsisi 4 şekilde yapılmaktadır;
1. İnsizyonel Biyopsi: Açık cerrahi ile memedeki kitlenin bir parçasının çıkarılarak incelenmesidir. Günümüzde artık neredeyse hiç tercih edilmemektedir.

showcase image

2. Eksizyonel Biyopsi: Açık cerrahi ile memedeki kitlenin tamamının çıkartılarak incelenmesidir. Bu yöntem genellikle iyi huylu ihtimali yüksek olan lezyonlar için tercih edilmektedir. Kanser şüphesi yüksek olan lezyonlarda özellikle hastada meme koruyucu planlanacaksa tekrarlayan cerrahilere maruz kalmamak için öncelikle trucut/kalın iğne biyopsisi önerilmektedir.

3. Trucut/kalın İğne Biyopsisi: Günümüzde en çok tercih edilen yöntemdir. İşlem ultrason eşliğinde lokla anestezi ile yapılmakta ve kitleden 1-2 cm uzunlukta ince çubuk/kıymık

şeklinde parçalar elde edilmektedir. Bu şekilde kitlenin bütünlüğü bozulmamakta kesin tanı cerrahi yapılmadan konulmaktadır.

4. Stereotaktik Biyopsi (Telle İşaretleme): Bazen memedeki şüpheli lezyonlar tam bir kitle oluşturmazlar ya da biyopsi iğnesi ile alınamayacak kadar küçüktürler. Bu durumda şüpheli alanın olduğu yere mamografi eşliğinde ince bir tel yerleştirilir ve uç kısmı işaretlenir. Genel anestezi altında hasta ameliyata alınır ve tel takip edilerek şüpheli alan bir miktar sağlam meme dokusu ile birlikte çıkarılır.

showcase image

Biyopsi Yapılmasının Olumsuz Etkisi Var mıdır?

Kanserin kesin tanısına ancak biyopsi örneklerinin patoloji kliniğinde incelenmesi sonucunda ulaşılır. Biyopsi olmadan sadece fizik muayene ve filmlere bakılarak kanserden şüphelenilebilir, ancak kesin kanser tanısı konulamaz ve tedavi başlanamaz. Halk arasında bazen başka kişiler örnek gösterilerek “Biyopsi yaptırınca tüm vücuda sıçramış”, “Hastalığı daha kötü oldu” gibi söylentiler olmaktadır. Bunlar çok yanlış yorumlardır ve birçok hastanın gereksiz yere korkmasına, teşhisin gecikmesine ve bu sebeple varolan tedavi şanslarını da kaybetmelerine yol açabilmektedir. Biyopsi işleminin hastalığa olumsuz bir etkisi yoktur. Bu işlem sadece tanıyı koydurmaktadır.

Ancak biyopsi sonucunda meme dokusu normal görünümünü kaybedeceğinden yapılması gereken mamografi ve MR gibi tüm görüntüleme yöntemleri biyopsi öncesinde yapılmalıdır. Aksi takdirde yanlış sonuçlara yol açmaktadır. Özellikle meme koruyucu cerrahi olacak hastalarda memedeki başka odakların olup olmadığının araştırılması için yapılacak görüntülemelerin biyopsi öncesinde yapılması önerilmektedir.

MEME KANSERİ TEDAVİSİ

Meme kanseri nasıl tedavi edilir?

Patolojik olarak meme kanseri tanısı konulduktan sonra, kanserin evresi, tümörün özellikleri ve hastanın yaşına göre cerrahi tedavi, kemoterapi, radyoterapi, hormonal tedavi, ve biolojik tedaviler tek başlarına veya bir arada kullanılarak tedavi yapılmaktadır.

Meme kanserinde cerrahi tedavinin yeri nedir?

Erken evrede tespit edilmiş bir meme kanserinde en etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Meme kanserinde cerrahi tedavi önerilenler, hastalıkları erken evrelerde olan ve ameliyatla kanserli doku tam olarak çıkartılabildiğinde yaşam şansı en yüksek hasta grubunu oluşturmaktadır.

Meme kanserinde ne tür cerrahi tedaviler uygulanmaktadır? Tüm memenin alınması gerekli midir?

Meme kanseri cerrahi tedavisi meme cerrahisi ve koltuk altı lenf bezlerinin cerrahisi şeklinde 2 ana kısma ayrılmaktadır. Tüm cerrahi prosedürlerde her iki işlem aynı anda değerlendirilmektedir. Meme cerrahisi meme koruyucu cerrahi ve tüm memenin alınmasışeklinde ikiye ayrılmaktadır. Meme koruyucu cerrahi memenin tümü yerine sadece tümörlü kısmının alınması yoluyla uygulanan bir tedavi yöntemi iken mastektomi olarak adlandırılan yöntemde memenin tümü alınmaktadır. Tümörün büyüklüğü, yeri ve mamografideki görünümü ameliyatın boyutunu belirlemektedir. Tümör küçük ve başlangıç evresinde ise memenin sadece küçük bir bölümünün alınması yeterli olabilmektedir. Aynı durumda ikinci bir seçenek daha vardır. Bu da memenin cildi ve meme başı korunarak içinin boşaltılması ve aynı seansta yeni meme yapılmasıdır. Ameliyat öncesi dönemde klinik muayene ve/veya görüntüleme yöntemleri ile koltuk altındaki lenf bezlerine kanser sıçraması tespit edilirse ister meme koruyucu cerrahi yapılsın, isterse de tüm meme dokusu alınsın her iki şekilde de koltuk lenf bezlerinin temizlenmesi gerekir. Ancak erken evre kanserlerde ve meme koruyucu yapılacak olanlarda ameliyat öncesi dönemde koltuk altındaki lenf bezlerinin tutulduğuna dair bir bulgu tespit edilemez ise, ameliyat esnasında koltuk altındaki kanserin yayıldığı ilk birkaç lenf bezi (ortalama 3-4 tane) özel boyalarla boyanıp çıkartılarak ameliyat esnasında patolojiye gönderilip incelenir. Bu lenf bezlerinde tutulum yoksa koltuk lenf bezleri yerinde bırakılır. Bunlarda kanser tespit edilirse tüm koltuk altı lenf bezleri çıkartılır.

Cerrahi Sonrası Tedavi Planı Nasıldır?

Meme kanseri tedavisi cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve biyolojik tedavi olarak bir bütündür. Radyoterapi ve kemoterapi tedavileri tümörün evresine göre cerrahi öncesi veya cerrahi sonrası dönemde kullanılabilmektedir.

a. Radyoterapi (Işın tedavisi)

Ameliyat sonrası tümör dokusunun patolojik incelemesinde saptanan tümör boyutu ve tutulan lenf nodu sayısına bakılarak radyoterapi kararı alınmaktadır. Memesinin tamamı alınmayan (meme koruyucu cerrahisi yapılan) hastaların hepsine ameliyat sonrası radyoterapi verilmesi gerekmektedir.

b. Kemoterapi (Kanser İlacı Tedavisi)

Ameliyat sonrası dönemde tümörün evresi ve özelliklerine göre kemoterapi kararı alınmaktadır. Kemoterapi cerrahi yapılan hastalarda gözle görülmeyen ve radyolojik yöntemlerle saptanamayan mikroskopik düzeyde kalmış olabilecek kanser hücrelerinin yok edilerek hastalığın nüks etmesini önlemek ve sağ kalımı artırmak amacı ile verilmektedir. Cerrahi yapılamayan hastalarda ise hastalığın ilerlemesinin durdurulması, tümörün küçültülmesi ve tümöre bağlı şikayetlerin azaltılması, yaşam süresi ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla verilmektedir. Çok sayıdaki kemoterapi ilacının, özelliklerini, kullanma şekillerini ve yan tesirlerini bilerek, doğru ve yerinde kullanmak, etkili dozlarda, fakat hastayı yan etkilerden koruyarak verilebilmek için tedavinin bu konuda uzmanlaşmış olan Medikal Onkoloji uzmanları tarafından verilmesi gerekmektedir.

c. Hormonoterapi (Hormon Tedavisi)

Memeden çıkarılan doku kanser açısından incelenirken aynı zamanda kanserin bazı ilaç tedavilerine cevabını araştırmak için özel boyamalar yapılır.

Bu boyamalardan birisi östrojen ve progesteron hormonlarına ait boyamalardır. Bu şekilde boyaması olan kişilerin kanseri “hormon reseptörü pozitif” olarak adlandırılır. Bu hastalar hormon tedavisine iyi yanıt verirler.Bu tedavi ile östrojen ve progesteron hormonlarının vücuttaki düzeyinin azaltılmakta veya tümörün bu hormonlara cevap vererek büyümesi engellenmektedir. Genellikle 5 yıl süre ile ağızdan hap şeklinde verilmektedir.

Bu boyamalardan diğeri HER2 boyamasıdır. Bu şekilde boyaması olan kişilerin kanseri “HER2 pozitif” olarak adlandırılır. Bu hastalarda aynı hormon tedavisinde olduğu gibi biyoloki tedaviye iyi yanıt verirler. Genellikle bu tedavi haftalık olarak 1 yıl sürmektedir.

Tüm reseptörleri negatif olan kişiler “Triple negatif”oalrak adlandırılırlar ve reseptörleri pozitif olan kişilere göre tümörleri daha kötü seyreder.

Meme ameliyatlarında estetik cerrahinin yeri neresidir?

1. Onkoplastik Cerrahi

Meme koruyucu yapılan hastalarda eğer çıkarılan meme kısmı kalan memede şekil bozukluğuna neden olacaksa oradaki boşluk memenin kendi dokusu ile özle yöntemler kullanılarak doldurulabilir. Bu işlem kanser cerrahisi ile eş zamanlı yapılır. Ancak bunun için yeterli meme hacmi olması gerekmektedir.

2. Kas Flebleri

Tüm memesi alınan hastalarda sırttan ya da göbek çevresinden hazırlanan flebler meme yerine çekilerek normal bir meme boyutu sağlanabilir. Bu işlem meme kanseri tedavisi ile aynı seansta yapılabildiği gibi cerrahi sonrası onkolojik tedavi bittikten sonra da yapılabilir.

3. Meme İmplantları (Silikon)

Tüm memesi alınan hastalarda meme dokusunun yerine ticari olarak hazırlanmış hacmi ayarlanabilen silikon implantlar konulabilir. Bu işlem meme kanseri tedavisi ile aynı seansta yapılabildiği gibi cerrahi sonrası onkolojik tedavi bittikten sonra da yapılabilir.